donderdag 30 juli 2009



CIPLAKLAR KAMPI
Yillar sonra, söyle bir 50 yil kadar daha ileri düsünelim, bastaki partiler degismis, tamamen daha modern daha uygar görüslü partiler basa gecmis. Tüm insanlarda da bir degisiklik var ve bu gözle görülür bir sekilde dikkati cekiyor. Avrupada ki tüm insan haklari ayni sekilde bizde de kabul edilmis. Insanlarin medeniyete olan bakis acilari daha bir uygar seviyede. Aklima söyle bir sey geldi bir an, hani Fransa'nin St.Tropez ve Nice yakinlarinda ki ciplaklar kampinin bir subeside görkemli bir sekilde bizde de acilmis. Üniformasina güvenen herkesi bu kampa girebiliyor. Enteresandir ki hic te beklenilen negatif olaylarin bir tanesi bile yasanmiyor. Ama söyle olaylar yasaniyor;
- Ne iyi yaptik geldik degilmi Aysel, valla ciplak denize girmek hürriyet be,
Kadin valizde bir sey ararken cevap da geliyor,
- Evet hayatim haklisin ama ac kurtlar gibi kadinlara bakarken yerde duran köpek kakasina basman hani bana Harman dali oyununu hatirlatti bir an.
Adam bozulmus bir surat ile,
- Hani iyi ki bir iki kadina baktik, ne olmus yani
- Yok yok bir iki bakmadigin kadin de ona , herkezin fiotokopisini cektin masallah. Gözlerin scan gibi adeta, milimetrik milimetrik kaydediyorsun...
Diger bir cift ise,
- Haluk hayatim yarim saattir oturmuyorsun hayrola?
- Oturamiyacagim tatlim...
ezik buzük bir ses ile cevap verdi kocasi. Kadin üzerine gitti merakla,
- Haluk, ne demekmis o , oturamiyorum... yoksa , yoksa, aman Allahim, Haluukkk! sey mi oldun.?
- Bak Cigdem, karim olmasaydin eger oymustum seni , sen ne diyorsun be... bütün gün kicim kabak tarlasi gibi acikta kalmis, sende bana hatirlatmadin krem sür diye, mahfoldum, oturamiyorum iste, tüm popom yaniyor.
- Valla icime sular serptin Haluk, hani ne biliim ciplaklar kampi, ciplak, hür düsünceler, afedersin hayatim.
Bir baska cift ise,
- Necla ne oluyor öyle tatlim, gelsene yanima, uzan söyle.
- Yok böyle iyiyim, Fadil, ayakta kaliim.
- Yaa gelsene kizim yanima,
- Fadil ben iyi degilim canim, bütün gün sahilde dolastikya, hem arkam, sirtim hemde kabak gibi popom yanmis, birde üstûne üstlük gögüslerime dokanamiyorum, göbegim, önüm yaniyor...
- Necla, ne diyorsun, yapma yaaa...
- Fadil beni hastaneye götür ben bu gece ayakta uyumaya calisayim, böyle bu sekilde dünyada yatamam yataga. Hem sende rahat durmazsin bu gece, mahfolurum ben.
Bir diger cift ise,
- Osman, gelsene söyle yanima bütün gün kaciyorsun, ne oldu sana ?
- Hiiic hayatim ,birseyim yok iyiyim, nerden cikartiyorsun
- Ne biliim iste, her zaman kicimin dibinden ayrilmazsin, hadi bir kere, hadi bir kere...diye beynimi yer horoz gibi saldirirdin üstüme bakiyorum simdi, mahzun kediler gibi kenarda yatiyorsun... Ne is, kus ötmüyormu ? Gel bi bakiim.
- Mûjgan ölümü gör eger ellersen,
- Hayrola Recai neyin var, ne oldu sana ?... ah canim desene kus, elfatiha...
- Yahu deli etme beni Müjgan, sadece unuttum, acaip günes yedim, unuttumda krem sürmeyi koruyucu faktörlü olani, kendim dokunamiyorum, kücük tuvaletim icin bile, koyunlar gibi cayirlarda yürürken yapiyorum, dokunamiyorum. Denize girsem bir türlü tuzlu su yakiyor orada yapamiyorum. Tuvalete gitsem tutamiyorum, aglicam acisindan.
- Recai , bu sekilde hastaneyede gidemezsin, doktora da elletmezsin simdi acisindan, yandin anam sen, yandin. Olan bana oldu, hani ne bilim icimden gelmisti, neyse kardes kardes yatariz artik.
- Mûjgan bir iyileseyim, cifter cifter intikam alirim merak etme,
- Sen önce bir iyileste görelim beyim, cifter ciftermi tek tek mi, yoksa hep yek mi görürüz. belki de günes gecmistir kafasina, calismaz bundan böyle, dimi ama!
- Ulan adamin kafasini attirma, simdi görürsün sen,
- Göster, ben memnun olurum, hadi...
Diger bir cift ise,
- Ömer, beni bu kadar incelemiyorsun...hani kadina bakmadim deme hic
- Valla Canan, senin kadar degil hic degil hemde az önce karsimizdaki adama amma baktin valla.
- Aaaa, abartma simdi, adamin kicinin killari kadayif olmus niye bakayim ki
- Yeme bizi simdi Canan, adamin kadayifinin altida pismisti, üstüde...
Iyi hafta sonlari...

SICAKLIK ÜZERiNE

SICAKLIK ÜZERINE
Ayagini sicak, basini serin tut diye bir deyisimiz var, bende gecen gün gazetede okudugum bunaltici sicaklar üzerine bu deyisi hatirladim birden. 22-25 derece sicaklik ortami yapilan arastirmalara göre en güzel calisma ve yasama dereceleri olarak belirlenmis. Sicakligin yükselmesi ile insanlardaki hareket sisteminin ve reflekslerin daha yavasladigi daha da sicakliklarda mesela 40° ve bunun üstlerinde ise insanin mayisma, bunalma, hareket isteginin daha da azalmasi, miskinlik, yapilan arastirmalarda gözlemlenmis.

Vucüt asiri sicaklarda yogun su kaybina ugradigi icin, alinan su ile vücüdun su kaybi takviye edilmesi cok önemli ama ne olursa olsun, hareket halimizi, reflexlerimizi yinede sicakliklar her zaman negatif olarak etkiliyor.

Bu gözlemlere dayanarak bende dün ögle yemeginden sonra yemek molasini firsat bilip dünya haritasinda kisa bir inceleme yaptim. Ve gördüm ki sicak olan tüm ülkelerde bir geri kalmislik göze carpiyor. Bu yazimi tamamen objektif olarak gözlemleyin, hic bir seyin etkisinde kalmadan okuyun. Kendi düsünceleriniz ne olursa olsun bir tarafa birakip bir kerecik olsun bilimin gözlügünü takip bu konuyu beraberce inceliyelim.

Bir Afrika, sicakliktan kuruyor ve bu arada insanlarda ki duruma bir göz atin. Sicaklar kisilerdeki hareket mekanizmasini tamamen negatif olarak etkiliyor. Düsüncelerde bunun yaninda sicaklarin etkisinde kalarak gelisme gösteremiyor, dar bir döngü icerisinde olusmus ve oturmus görüsler ve düsünceler degismekten uzak, gelismekten de cok uzak.

Ayni sekilde Arap ülkelerine dikkat edecek olursak Orta Dogu'ya, burada da ayni durumun degisik versiyonunu görürüz. Sicaktan bunalmis insanlar, tembellik, pislik. Burada petrol'un olmadigini varsayarsaniz eger durumun daha da vahim boyutlarda olacagini tasavvur ederseniz herhalde. Her ne kadar petrol'un vermis oldugu bir para varsada insanin icinde olan iptidai yasam sekli maalesef insanin icine nüksetmis.

Amerika kitasinin Meksika tarafindan asagilara inecek olursak ayni sekilde tüm memleketlerin adeta birer dökülen yaprak misali, sadece görüntü olarak olduklarini ama gerek ekonomik ve gerekse saglik ve gerekse alt yapi olarak cagin gerilerinde olduklarini gözlemleriz. Maalesef muz cumhuriyetleri denilmesinin sebepleri hemen kendini gösteriyor.

Pakistan, Bangledes, Hindistan, Vietnam, Endonezya, Miyanmar, Mogolistan, hatta Cin'in bir bölümü yine bu sicak hava yasaminin negatif etkisinde. Bu ülkelerde, Arap ülkelerindeki vahsi yasami ne mutlu ki göremiyoruz. Size kisaca gözler önüne sererek anlatmak istedigim, sicaklarin gelismeyi maalesef negatif olarak etkiledigidir. Her ne kadar air conditioner olsada ne olursa olsun, sicak insani bir grip gibi, bir nezle virusu gibi etkisi altina alip, hareketleri nerdeyse kontrol altina aliyor.

Kuzey ülkelerine bakildigi zaman, gelismis ülkelerin bu alanda yer aldigini gözlemliyoruz. Buradaki buluslar, gelismeler, gerek teknolojik olsun gerekse ekonomik hangi acidan bakarsak bakalim insanca yasamin buralarda oldugunu görüyoruz. Düsüncelerin bile burada nefes aldigini ve bir canlilik icinde gelistigini, düsüncelerden yeni düsüncelerin ortaya ciktigini gözlemliyoruz.

Kimi bazi ülkelerde, maalesef, konumlari itibari ile sicakta mi yoksa soguk alanda mi olduklarini daha tamamen algilayamadiklarindan bir ikilem arasinda bulunduklarindan, bir sicak bir soguk hava degisimi karsisinda daha tam olarak kendilerine gelememislerdir.

woensdag 29 juli 2009

Istanbul icin


Herkesin sehiri kendine göre tabii ki en güzeli
ama
Istanbul en güzeli...