maandag 7 december 2009

ZORUNLU GÖÇ ve LOZAN MÜBADİLLERİ


İnsan daha küçükken doğup büyüdüğü yeri çocukluk yaşlarında benimsiyor ve orasını beynine yerleştiriyor. Çocuklar bu olayı söyle algılayabilirler, burada annem, babam, kardeşlerim ve ben oturuyoruz demekti burası bizim.

Ama bir gün öyle bir şey oluyor ki, yetkili mercilerden birileri size 15 gün içinde ülkeyi terk etmenizi istiyor. Apar topar her şey satılıp paraya çevriliyor, yanınıza alabileceğiniz ise sadece size ağırlık vermeyecek bir kaç önemli şey olacak.
Oyun oynadığınız mahalleyi, arkadaşlarınızı, esnafı, gittiğiniz okulu, hatıralarınızı, dallarından kopardığınız meyve ağaçlarını, sevinçlerinizi ve üzüntülerinizi orada bırakmanız gerekecektir. Maddi olarak bıraktıklarınız orada kalacak sadece düşüncelerinizi, hatıralarınızı beraber götürebileceksiniz. Ve hiç bir zaman unutmayacaksınız, unutamayacaksınız.
İste, bu olayı en iyi yasayanlar " LOZAN MÜBADİLLERİ " olarak tanıdığımız, duyduğumuz kişilerdir.

1922 Kurtuluş savaşı ile beraber korkunç bir kargaşa yaşanmaya başlanmıştı. Yunan ordusu ile beraber ülkeyi terk etmek isteyen Ortodoks Rumlar korku ve panik icindeydiler. Buna benzer bir durumu ise 1912 tarihlerinde Balkan savaşında yenik düşen Osmanlı ordusu ile peşi sıra ülkesini terk edip Anadolu´ya gelen Müslüman halkta yıllar önce bu durumu yaşamıştı.

Lozan Barış toplantısında, öncelikle esirler ve sığınmacılar konusu ele alınmıştı. İngiltere temsilcisi Lord Curson´un ve Millet Meclisi görevlisi Nansen tarafından yapılan teklif ve rapor doğrultusunda 30 Ocak 1923 tarihinde, Lozan antlaşmasından bir kaç ay önce, Türk ve Yunan hükümetlerince bir Mübadele antlaşması imzalanmıştır. Buradaki amaç Türkiye topraklarında ikamet eden Rum ahalinin Yunanistan´a, Yunanistan´da oturan Türklerin ise Türkiye´ye zorunlu göç etmelerini sağlamak.
Burada tek istisna, Bati Trakya´da oturan Türklere ve İstanbul´da oturan Rum halkına olmuştur. Bu Bölgelerde oturan Türk ve Rum halkına zorunlu göç uygulanmamıştır.

Tarihteki bu ilk zorunlu göç nedeni ile 2 milyona yakin insan oturdukları yerlerden kopartılarak yeni yerleşim bölgelerine yollanmışlardır. Bu Mübadele sırasında mümkün olabildiğince adil olunmaya çalışılmış ama maalesef bu pek gerçekleşememiştir.

Evlerini, eşyalarının çoğunu bırakıp, zorunlu eşyalarını apar topar toplayıp kağnı arabaları ile yollara düsenler bir an evvel limanına gelmek ve kendilerini Türkiye´ye götürecek gemiye binmek istiyorlardı. Birçok aile Selanik limanında kendilerini götürecek gemiyi beklemeye başladılar ama bu bekleyiş erken gelenler icin nerdeyse bazen 15 günü buluyordu. Parası olan ucuzca bir otele sığınıyordu, parası daha kit olan ise sokak veya liman köselerinde bekliyordu. Bu arada haraç mezat satılan eşyalar paraya çevrilmiş ve yürekler heyecan içinde gider ayak eldekini çaldırmama veya kaybetmeme korkusu ise ayrı bir durum.

Gemiye binmek ise başka bir olay, gemiye binenler şükürler olsun deyip rahatlıyorlar. Yolculuk başlıyor, ne tarafa gidiliyor ne gibi bir yerdir gidilecek yer insanları nasıldır, kalacakları yer bakalım nasıl olacak, düşünceleri icinde bir seyahat. Maalesef gemide vefat edenler denize atılıyor, akıllarda kalan hiç unutulmamak üzere. Türkiye´ye varışta hükümetin Mübadiller icin tahsis ettiği yerlere yerleştiriliyorlar.

Bu mübadillerden biriside Bayan Vedia ELGÜN. Rahmetli esi, eski Mersin milletvekillerinden Fehmi ELGÜN. Vedia Hanim, kendisi Lozan Mübadilleri Vakfının ve Derneğinin hem kurucu üyelerinden hem de yönetim kurulu üyesi. Müsaade ederseniz bana vermiş olduğu mektubu hiç değiştirmeden sunuyorum.




Sevgili Yavuz´cuğum,

Rum; Yunan soyundan olup, Müslüman ülkelerinde oturan kimselere verilen ad
Mübadil kelimesinin anlamı Türkiye´deki Rumlarla değiş edilerek, Yunanistan´dan getirilen Türklere verilen ad.
Bir Mübadil kafilesi zorunlu göç diyebiliriz. Mübadele kapsamında Anadolu ve Trakya´dan, Rumeli ve adalara göç edenlerin sayısı 1 milyon 200 bin, Rumeli ve Adalardan Anadolu´ya ve Trakya´ya göç edenlerin sayısı 600.000 kişi civarında.
Mübadele sosyal bir rahatsızlığın sonucudur. 30 Ocak 1923 tarihinde Lozanda T.B.M.M. hükümetiyle Yunanistan hükümeti arasında imzalanan Yunan ve Türk ahalisinin mübadelesine ilişkin sözleşme ve Protokol gereğince her iki ülkeden ayrılanlar; arkalarında ülkelerini ve ailelerini, tarihini bırakarak Ata topraklarını terk etme zorunda bırakıldılar. Tarihe " BÜYÜK MÜBADELE " adıyla geçer. Bu zorunlu göçte, her iki ulustan Mübadil ve çocukları anlatılan bu acılarla büyümüşler. Bahçesindeki hanımeli kokusu, nar ağaçları erik ağaçlarını hayal ederek yaşamışlar.
Bunları anlatmak asla mümkün değil. Bu sonsuz aldatış yürekleri yakmış. Mallarını, mülklerini bırakarak gelmişler, adil bir dağıtım olmamış. Büyük bir kayba uğramışlar.
İste ailemde bu zorunlu göce fedakârlık yapmış. Sanki hoşgörü kültürüyle yoğrulmuşlar. Dışarıya acılarını yansıtmamışlar. Tabiî ki acıların ruhsal etkisi olmuştur. Sıkıntılarının ağır ve sürekli olduğunu düşünüyorum.
Bu " KİTLESEL BİR ACI " Rumeli´de ağıt kültürü olmadığı icin konuşmamayı tercih etmişler.
Mübadele ve göçmenlerin hayatini en iyi özetleyen sözler" DUYMAMIŞ GİBİ YAP GELMEMİŞ GİBİ DÜŞÜN.
Bu göçmenlerin sessizliği Ana -Vatan Şükran Felsefesi. Yapılan bu yer değişikliğinden, belleklerde boşluklar vardı böylece 1 ve 2 kuşak mübadil ve çocukları 13 Şubat 1999 büyük mübadele çocukları girişimi altında toplandık, gittikçe çoğaldık.
Amacımız, yakin tarihimizi ve Mübadeleyi, bilinçli olarak araştırmak belgelemek, Mübadillerin geride bıraktıkları, insanlık mirası, kültür varlıklarının korunmasını sağlamak Türkiye ve Yunanistan halkları arasında dostluk ve işbirliği kurmak, geliştirmek. Barış kültürünün gelişmesi icin caba göstermek, bu girişimimizi kısa zamanda LOZAN MÜBADİLLERİ VAKFI´na dönüştürdük. 2001 de Vakıf tescillendi, uluslararası hitap edeceğiz.

Mûfide Pekin, Çimen Turan arkadaşlarımızın ortak çalışmalarıyla " MÜBADELE BİBLİYOGRAFİSİ " hazırlandı.
Vakıf bizim geçmişimizdeki kültürümüzü yaşatabilmemizi sağlayacak. O günlerden kalan çok az olsada, canlı tanıkların anlatımıyla resimlerle belgesel hazırlamak en önde gelen amacımız. Türk- Yunan dostluğunun kalıcı ve bilimsel ağırlıklı olmasını istiyoruz. Çalışmalarımızı böyle yönlendiriyoruz.
İki ülkenin benzer çilelerini çekenlerin çocuklarıyla kucaklaşmak, insan sevgisinin en güzel ifadesidir.
Kültür anlayışı, dostluk anlayışı, çekilen acıları güle dünüştürsûn. Gülü size verdigim zaman elimizde kokusu kalsin...

Bu mutlulukla hepimiz bir gönülde girelim. Barış köprüsünde ellerimiz birleşsin. Evrenin mayası SEVGI değilmi?
Bilgi gibi sevgimizinde bir ucu Tanrıya ulaşır.
Çekilen Acılar Bir Daha Yaşanmasın.

Halan
Vedia ELGÜN

Geen opmerkingen:

Een reactie posten