GÖLGE
Elindeki sigaradan derin bir nefes cekti, ayni nefesi bol dumanli olarak üfürmeye basladi, Arnavut kaldirimli sokakta ilerlerken burnuna mis gibi kizartilmis biber, patlican kokulari geldi, bir an gözünün önüne getirdi, beyaz dantelli bir masa örtüsünün üzerinde tabaklar, hepsi dolu, kimisinde bir kalip beyaz peynir, biraz salata, diger tabakta mis gibi bir kavun, bir baska tabakta cacik, bir diger tabakta o mis gibi kizartilmis patlican ve biber, üzerine sarimsakli domates sos dökülmüs, oturdugu yerde, sag tarafinda mis gibi bir raki, bembeyaz... Icinde sadece bir tane buz var ve bardagin kenarlari ise bugulanmis.
Sert bir hareketle bir nefes daha cekti sigarasinda, ne anne, ne baba, nede bir evi var, kücücük bir odada bekâr hayati. Orda burda yaptigi kayintilar, dogru dürüst bir gün olsun dolduramadigi o kiytirik buzdolabi, aslan bile yattigi yerden belli olurmus, diye ic gecirdi utanarak. Ne verebileceksin bu hayata diye kendi kendine sordu...Ne yapabiliyorsunki, asalak gibisin dedi kendi kendine. BIr yerde durup oturup bir yerde hüngür hüngür aglasa acaba acilirmiyim diye düsündü bir an ama birden,
- Bizim tablo koyu ve karanlik renkler ile yapilmis, degismez, diye söylendi bir an.
Bir an arkasina bakti, sanki takip ediliyor gibi geldi bakti ki sadece onun takip eden gölgesinden baska bir sey degil. Iste beni terk etmeyen tek sey, iyi ki bari sen varsin, diye icinden gecirdi.
Ilerledigi o sokakta, kulagina gelen, kimi zaman seslere, kimi zaman cesitli müzikler karisiyor, kimi zaman Tûrkce, kimi zaman Rumca, kimi zaman ermenice konusmalar, sarmas dolas olup o müzik sesleri arasinda kulagina geliyordu. isittigi bunca güzel seyler, cesit cesit apartimandan, evlerden geliyordu. Evlerinde ailece yemek yiyecekler, televizyon bakacaklar, kimileri atisacak, kimileri dertlesecek, birbirleriyle. Kimileri daha sonra sevisecekler, öpüsmeyi hatirladi bir an. Icinde bazi seylerin daha cok koptugunu hissetti onu hayata baglayanlardan. Arkasindan gelen ayak seslerine dogru bir an gayri ihtiyari olarak geriye cevirdi basini ama kimseyi göremedi, gölgesinden baska.
Sahildeki cay bahcelerine geldigi zaman, usulca bos bir masaya ilistirdi kendini, adeta kimseyi rahatsiz etmek istemezcesine, arka taraflari secti.
- Cay, dedi, gelen garsona. Bir sigara daha yakip etrafina bakindi, bos bos. Coluklu cocuklu masalara dogru bakti, görüntü icini burktu bir an. kac yasima geldim, hic bir gelecegim yok. Bir elini tutupta icimi isitabilecegim bir kisi bile yok. Kim benimle birlikte olur, kim evlenir ulan benimle diye ic gecirdi bir an.
Gelen caya bir seker atip gözlerini denize dogru dikti, denizin üzerine gerilmis olan aksam, tüm denizi kaplamisti. Bu koyu denizin üzerinde gidip gelen isiklar, ilerde giden gemilerden denize aksiyan isiklar ve yukardan denize düsen ay'in sarimsi ama sicak sarimsi isigi gözlerini kapladi.
Birden cebinden bir kac kurus cikartip, bos cay bardaginin yanina koydu. Bos cay bardagina bakip, " Sanki TIPKI ben" diye ic gecirip birden denize dogru kosmaya basladi. Herkezin gözü önünde kendini denize birakti. Sadece bir an isiklarin kayboldugunu, karanligin icinde yutulmaya basladigini hissetti ve öyle kendini birakti.
Etraftan, " denize adam düstü", " adam denize atladi" gibi sesler yükselmeye basladi. Kimileri yerinden bile kalkmadi, kimileri ise hemen kiyiya kostular. Kimileri yedikleri cekirdegin kabugunu tükürüyor kimisi ise, tüh be niye atladi ki zavalli diyordu. Sahilden gelen isiklar denize vurabildigi kadar etrafi aydinlatirken, balikcinin biri kuvvetli bir lamba tuttu denize, bir an evet bir an, suyun yüzeyinde, bir kisinin yüzdügünü sectiler sanki.
Deniz'in soguklugunu daha cok hissetmeye basladi, yuttugu sular ise midesini bulandirmaya basladi.
- Birakma kendini sende biraz bana yardim et, kollarin ile yüzmeye calis, birlikte olursak basaririz ancak,diyordu onu SIKI SIKI sarmis olan,
- Birak beni yasamak istemiyorum, hem sen kimsin, diye sordu,
- Kim oldugum önemlimi simdi, sacmalamada yüzmeye calis. Böyle ölmek mi yakisacak sana hem ? Bir boka yaramam diyorsun böylemi ölmek yarayacak sana ? Diye soran alaca karanlikta secemedigi kisi kendisini SIKI SIKI kavramis belli ki biramaya hic te niyeti yoktu,
- Bu yasamda sadece senmi caresizsin, senmi boktan vaziyettesin. Aptal olma, yasadigin nefesin hakkini ver. Sen hic intihar eden dilenci gôrdünmü, bak onlar bile yasamaya devam diyorlar. Her yeni dogan cocuk bir umutla geliyor bu yasama, her hasta bir umutla gidiyor doktora, her sevgili bir umutla seviyor sevdigini. Bumudur senin umudun, bumu, bu korkakliktir, sadece korkakliktir... bana bak, SIKI SIKI saril hayata, seni devamli takip edicem. Bôyle sacmaliklara tahammül edemem, deyip hafifce bogazini SIKAR gibi yapti.
kiyiya geldiklerinde kiyidaki taslara cikmaya calisti, yapis yapîs elbiseleri ile korkunc üsüdügûnû hissetti. Balikcilarin yardimi ayrica kiyidan gelenlerin yardimi ile onu kiyiya cikardilar, arkasina sardiklari battaniye ile titreyen vucudunu hissetti. Bir an gözleri sag tarafta ki kiyidan sessizce sahil yoluna cikmaya calisan siyah silüeti gôrdü, onu kurtaran sahisti o, evet evet oydu, kosup yanina bir tesekür etmek istedi.
- Nereye evlat, n'oldu, hayirdir. Otur oturdugun yere ISIN azicik bakalim, diyen gözlere o,
- Beni kurtaran kisi degilmi o, bir tesekkür edecektim amcacim, dedi dogrulmaya calisirken, bir an bir sessizlik oldu, aralarindan biri,
- Yok evlat, seni kimse kurtarmadi, sen tüm caban ile yüzerek kurtulmaya calistin.
Olurmu canim öyle, kimdi onu öyle SIKI SIKI saran, kiminle konusmustu peki, yok canim olamaz, diye dûsündü. Hayalmiydi bunlarin hepsi peki.
yavas yavas etrafindaki kalabalik dagilmaya baslamisti, dagilanlarin kimi küfür ediyor, icine sicti aksamin dercesine, kimisi ne manyaklar var ya ulan, gebermek istiyorsan bogul o zaman, niye tekrar yüzmeye basliyorsun, dimi ya. Gibi ugultular arasinda dagilmaya basladi basina toplananlar. Bir iki kisi ve bir de yaslica bir balikci kaldi yaninda.
- Evlât bir an evvel eve git üstünü degis yoksa iste simdi tam hasta olursun dediler. O ise, son bir kere daha sordu, dudaklari titreyerek, üsüyerek,
- Agbi, beni kurtaran kisiyi görmediginizden eminmisiniz ? Diye merakla soran gözlere, sadece yasli balikcidan cevap geldi,
- Hadi, hadi evlat, sen kendine dua et iyi yüzücüymüssün.
Eve girerken, arkasindaki islak gölgede onunla eve girdi, tatli bir yosun kokusu ile...
woensdag 1 september 2010
1 EYLÜL 2010
1 Eylül 2010, kolay kolay unutulacak bir tarih degil, hic de degil. O gün hastanelerde dogan yeni bebekler annelerini mutluluktan aglatmistir, yeni okula baslayanlar aglatmislardir annelerini, babannelerini, annanelerini," bak büyüdüde okula basladi" diyen gözler ile bakarak.
O gece bazilarida agladi, dökülen gözyaslarina hic te hakim olmak istemediler, SICACIK inci taneleri düserken, aslinda yillarca biriken özlemin DISA dökülmesiydi bunlar. Ikiside biraktilar...akin akabildiginiz kadar, hele hele 0.40 da...
Evet o gece onlarin gecesiydi, öylede olmasini istediler ve öylede oldu. Bir an ama bir an zaman durdu ve onlara hitaben; Bu anlar sadece size, evet sadece size...dedi. Durdurdugu " o" zamani birer görünmez öpücük ile kalplerine koydu.
- Sizinle kalacak bunlar, hep ve herzaman. Sonsuza kadar.
Gece sakladi onlari, olanlari bir onlar birde zaman bildi...
YUVARLANIP GiDiYORUZ iSTE
Ne var ne yok, nasil gidiyor diye soruldugunda" Yuvarlanip gidiyoruz iste" diyorum, ne diyebilirimki baska.
Nasil yogun bir yasam karmasasi icindeler ki o kadar olabilir, karincalari gecmis bir durumdalar, adeta. Kus bakisi bakilinca diyorum, nasil gözüküyor bu bir an karincaya benzer mahluklar. Binlercesi, binlerce seyin pesinde bir kosusturma icinde. Yeryüzüne dogru yaklastikca, onlarin bu temposuna sasmamak elde degil. Sadece uyurken bir hos oluyorlar. Büyügü de, kücügü de, katili de , tinercisi de, ihtiyari da, hirsizida hepsi adeta, sadece uyurken güzellesiyorlar. Usulca uykuya dalip gittiklerinde, bambaska bir alemde oluyorlar. Iste bu uyku alemindeyken cok seviyorum onlari. Bizleri hic rahatsiz etmiyorlar , nerdeyse...
Uyurlarken adeta üzerlerine incecik bir görünmez perde cekilmis gibi, sergiledikleri sey hepsinin o anda, degisik bir SAFLIK, temizlik görüntüsü, hani adeta hepsini öpüveresin geliyor. Sanki ¨bir kac saat önce, birini öldürmeye kalkan o degilmis gibi, cantayi kapmaya calisan, bicagi sokmaya calisan, kursunu sikmaya calisan, kadina tokadi atmaya calisan, tekmeyi yapistirmaya calisan... Yaslisida, gencide, hepsi ayni tezgahtan cikmis gibi, nerdeyse, sadece o bebecikler...onlar haric.
Uyandiklari andan itibaren artik herseye karsi hazir olmaliyiz. Günlük yasamlarinda, bazen gülünce, bazende mutluluktan kimi zaman üzüntüden ama en cok da bir vefaat haberi duyduklarinda bizler icin tepkileri olusuyor. Tek, biz onlari rahatlatabiliyoruz. Ama en kötüsü bir ASK'in bitiminde, bir ayrilik sirasinda, terk edileni tek terk etmeyen biz oluyoruz, onunlayiz. Kimi zaman annesinin babasinin veremiyecegi bir rahatlik ortami icinde, sicacik degiyoruz onlara, oksarcasina...
Bunca zaman birlikte olmanin, beraberligin anlami var tabii ki, kolay olmuyor terk etmemiz onlari. Ama en cok da üzüntü ortaminda onlardan kopmak cok zor geliyor, biz kendimizi feda ederken varsin onlar rahatlasinlar. Kolay olmuyor onlardan kopmak. Ama en güzeli katila katila gülerlerken, onlarin mutlulugunu görüp de öyle ayrilmak en güzeli. Zaten hepimiz bunun icin dua ediyoruz ya, ayrilacaksak, iyi duygular ile ayrilalim diye.
Sicacik oluveriyoruz bir an, o kuvvetli duygu ile adeta bir yanardag püskürmesi misali coskuya karsilik son derece sakin bir sekilde cikiveriyoruz disariya, kimi zaman karanliga dogru, kimi zaman aydinliga. Cogu zaman gün isigi hemen gözlerimizi alsada, birer ikiser geliyoruz yinede , arka arkaya, ne olursa olsun. Önemli olan onun rahatlamasi...
Misir'lilar ve Roma'lilar cok deger vermisler. Bizleri kaybetmemeye calismislar. Ne güzel ama varsin bizler kaybolalim. Birimiz gitsek, ikimiz gitsek daha yüzlercemiz var, nefes alabildigin sürece.
Aslinda, gözlerinden kopup giderken, benim icin hic te kolay olmuyor senden ayrilmak ama, senin rahatlamana karsi canim feda. Biliyorsun, sadece DIS dünyaya cikar cikmaz en fazla 30 saniyelik bir ömrüm var. Ama bu kisacik ömrümü sana verirken, senin ömrün uzuyor ya, sen rahatliyorsun ya , iste bana bu yeterli. Ben hep seninle olacagim...
GÖZYASIN ...
Abonneren op:
Reacties (Atom)