
ERKEKLER AGLAMAZ
Delinin biri birgün " Erkekler Aglamaz" diye bir tas atmis kuyuya, nesiller boyu biz akillilar bu tasi o kuyudan cikartamiyoruz. Neymis " Erkekler Aglamaz " mis, öylemi ? Iyi bok yiyoruz demekten baska bir sey demek icimden gelmiyor.
Erkek aglayinca herhalde hemen, yumusak, tekerlek, labunya, hötöröf'lük sifatlarini alir ve ortaya bir sekil cikar, yani biseksüel olur, neden; cünkü agladi.
Eger erkekler, bu söze itibar etmis olmasaydi, saniyorum günümüze kadar gelen ve bundan sonrada devam edecek olan zulüm, vahset, savas gibi sadistik olaylarda kismen bir azalma, bir farklilik hissedilebilir, görülebilirdi.
Aglayan erkek bugün, tabiatin yok olusuna tepki gôsterdigi icin, dövülen , yakilan, kesilen, sokaklara atilan kadinlara destek oldugu icin, her cesit insana özgür yasama hakki istedigi icin, daha aydin oldugu icin, daha entelektüel oldugu icin, daha sosyal oldugu icin, haksizliklara karsi susmadigi icin, hayvanlara yapilan kötü muamelelere tepki gösterdigi icin, yolsuzluklara karsi agzini actigi icin, elbiseyi yakistigi icin ve yakistirdigi icin ögürce giyip, giyinme ile sekilcilige karsi oldugu icin, kisacasi tam bu dunyaya yakisan bir kisi oldugu icinmi hemen, diger kesimlerden! veya bir takim insanlardan tepki aliyor, yok söyledir, yok böyledir diye ?
Yillar önce, sinemanin usta yönetmeni rahmetli Yilmaz GÜNEY'in " cirkin kral" filmlerini hatirlayiniz, o zaman, kadini döven, erkegin aglamamasi gerektigini, biz yumusakmiyiz kizim hemen agliyacak diyen filmleri saniyorum bir dönemin erkeklerini negatif olarak etkiledi. Tabii sadece Yilmaz GÜNEY degil, Irfan ATASOY, rahmetli Tanju KOREL, Behcet NACAR, Kazim KARTAL, Yilmaz KÖKSAL.
Erkeklerde aglar ve de aglamali, aglamali ki kalbine bir yumusaklik gelmeli. Aksi halde, bir iliski sirasinda " ne o kusun kalkmiyormu " diye sorabilen bir kadini öldürmek yerine
- Haklisin, bir doktora gitsem iyi olacak galiba, diye cevap verip kadini 80 bicak darbesi ile delik desik etmeden, kadini vucüdunu 6 parcaya ayirmadan, bir kac parcasinida yakmadan, hemen doktora giderdi.
Erkeklerde aglamali, aglamali ki, gözyaslari icinde gördügü bir hemcinsinin yanina gidip
- gecmis olsun, yardimci olabilirmiyim diyebilmeli, agliyan erkege, " ibne agliyo" diye bakip gidecegine.
Icinde bulundugumuz zamanda eger erkek, aglamanin ne demek oldugunu bilse, bunu anlayabilse veya en azindan hissedebilse, ne magandalar olusurdu sehir ormanlarinda nede ortaya yapmacik bir ERKEK cikardi, kadini döven, söven, astigi astik kestigi kestik, sert davranmak ile erkekligini ispat etmek istiyenler gibi.
Gözyaslari, yikanan ic dünyanin disariya dökülmesidir.
Yaşam koçluğu yaptığım kişilerde, özellikle erkeklerde 'duygu'larla ilgili çalışırken zorlanıyorum. Koçluk yapan meslektaşlarımla biraraya geldiğimizde hepimizin ortak dertlerinden biri bu.
BeantwoordenVerwijderenGünümüzün işkadınları bile 'ağlamak zayıflıktır, zayıflara iş dünyasında yer yoktur' kalıbına girdikten sonra...
Gözyaşları yıkanan iç dünyanın dışarıya dökülmesidir, çok güzel ve bence de doğru bir tespit.
Kadinin aglamasi zayifligindan, erkegin aglamamasi ise kuvvetliliginden, düsüncesi maalesef galiba tek tas devrinde yoktu. Herkes tas gibiydi sanirim o zamanlar.
BeantwoordenVerwijderenGelisen ve degisen yasam zamanlarinda kapatilan! kadin, itilen kadin, vurulan kadin, daha acikcasi erkek ile kadin arasindaki " kim daha üstün kim daha kuvvetli" düsûncelerinin yüzyillar süren ve de sürecek olan kavga sonrasinda olusan bir durum.
Yaratan, gözyaslarina gerek görmüs ve üstelik hem kadina hemde erkege...