woensdag 12 augustus 2009

TÜKENMEZ KALEM ve PiYANO


TÜKENMEZ KALEM ve PiYANO


Piyano dersi icin sirasini bekliyen cocuk sandalyeden ayaklarini salliyarak basini pencereye dogru cevirdi. Büyükce pencereden görünen manzara muhtesemdi, adeta bir tablo gibi. Tüm pencereyi kaplayan masmavi bir deniz ve göz alabildigince, piril piril gökyüzü mavisi ile adeta karisiyorlardi. Baharin canlanmasi, pencere arkasindan bile adeta hissediliyordu, dokanircasina.
Kirlangiclarin ciglik cigliga delicesine ucuslari, tomurcuklari patlamis agaclarin cicekleri dallari bir gelin basi gibi süslüyordü. Yesil daha bir ulvi yesil mavi ise ilâhi bir mavi sanki.

Sandelyeden disarisini seyreden cocuk , penceredeki sanki bu tablo gibi görüntüye pencerenin sag kenarindan girmek isteyen kum yüklü takayi gördü, kirli grimsi yelkeni ile carsaf gibi denizde nazli nazli gidiyordu taka.
Bir ara kulagina oyun oynayan cocuklarin civil civil seslerini duydu ve bir an kendine geldi. Kendini bir an adeta cezalandirilmis gibi hissetti. Arkadaslari bu güzel havada disarida tüm neseleri ile oynarken o piyano sirasini bekliyordu.
- Siradaki gelsin ,
Sesi ile irkildi. Nihayet sira ona gelmisti. Yaslica hocanin yanina dogru gitti. Sandalyesine oturdu. Kitabini yerlestirip gecen haftadan kaldiklari sayfayi acti.
-Gecen hafta nerede kalmistik,
diye soran piano hocasina ilgili sayfayi isaret edip,
- Burada kalmistik efendim, deyip beklemeye basladi.
- Parmaklar, parmaklar tuslarin üzerinde, basliyoruz. Do nerde, nerde evladim
diye gürleyen ses cocugu ürkütmeye baslamisti bile.
- Evet basliyoruz, hazirmiyiz, bir iki üc
diye saymaya baslayan hocadan sonra cocuk, pianoyu calmaya basladi.
- Re yanlis re yanlis
diyen yaslica adam, tükenmez kaleminin ucu ile cocugun parmaklarinin tirnak üstü etine batirarak,
- Bu re bak bu re
diye homurdanmaya basladi.
- Re, sol, mi eveeeeet, 2 sayiyoruz eveeeeeet, sol, sol, fa bak fa hangisi
deyip yine tükenmez kalemin ucu cocugun parmagina batmaya baslamisti.

Bir taraftan parmak acisi, bir taraftan sesi ürkütücü bu yasli hocanin görüntüsü müzik dersini adeta, azap dersine cevirmeye baslamisti.
Bu ders aslinda , gözlerinde acidan yaslar biriken cocugun özel olarak almis oldugu bir dersti. Her cuma öglen arasinda , bale salonunda 3-5 ögrenci arkadaslari ile birlikte piyano dersi icin toplaniyorlar, emekli hocadan ders aliyorlardi.
Her cocugun ailesi ise bu hocaya azimsanmayacak bir ücret ödüyorlardi.

* * *
- Parmaklarina ne oldu öyle evladim
diyen babaanneye cocuk,
- Hiiic, diye cevap verdi. Yasli kadin cocugun parmagina bir kere daha bakip iceriye dogru seslendi.
- Mehmet Ali, gel evladim baksana bir kere oglunun parmaklarina .
Adam oglunun yanina gelip oglunun ellerini avucunun icine alip,
-Bakim , vay vay vay bu ne yahu böyle. Ne oldu oglum ?
Cocuk piyano dersini anlatinca , o günden sonra bir daha ders alinmadi.

Her piyano bir tükenmez kalem, adeta her tükenmez kalemde bir piyanoydu artik.
Yillar sonra bile hala tükenmez kalemden nefret ediyordu. Bazen, kisiler neden hep dolma kalem ile yazdigini daha dogrusu neden herkes gibi tükenmez kalem ile yazmadigini sorduklarinda gözünün önüne hep o “tablo” geliyordu.

Benim kisaca piyano hevesim böyle köreltildi, keske diyorum iyi bir müzik hocasina rast gelseydim. Ama bütün hocalar aslinda iyi degilmidir ? Hepsinin bir tek amaci yokmudur, daima ögretmek, bir seyler ögretip arkasinda bir seyler birakabilmek , biraktigi, arkasindakiler degilmi gelecek nesili temsil edecek olan. Bana kalirsa her hocanin tek gayesi bir cümle ile söyle anlatilabilir
“ Baki denen bu kubbede hos bir seda imis. “

Her hoca yillar sonra sokakta veya bir yerde elini öpmeye calisan bir eski ögrencisi ile bu sedayi duyar
- Adin neydi evladim ? sorusu ile bir an vakit durur taaa eskilere gidiverir. Alacagi bu tat bu duygu onu tatli bir mutluluk ile karisik eskilere gidebilmenin mutluluk sarhosudur artik.

Ben o müzik hocama kizgin veya küskün degilim. Kimbilir onunda ne gibi dertleri vardi, ödemeleri, taksitleri, saglik programi ,yüksek tansiyon belki, cocuklarinin okul , üstbas masraflari, kolay degil muhakkak.

Keske hocam, tükenmez kalem ile degilde , gülümsemelerin ile parmaklarim morarsaydi
.

Geen opmerkingen:

Een reactie posten