

Dün aksam en yakin arkadasim, Nietzsche'yi, ve diger arkadaslarim, Magritte'yi, Sartre'yi, Descartes'i, Comte'yi, Marx ve onun yakin arkadasi Engels'i, Sokrates'i, Kant'i, Aristoteles'i ve Platon'u cagirdim. Hep beraber bulusup salas bir meyhane'ye gittik. Meyhane, her ne kadar salas pandras olmasina karsilik, iyi ickiler ve tapa's lari var ve arti güler yüz ile servis yapiliyor.
Nietzsche, önce bira icicem dediysede daha sonra hepimiz gibi kirmizi saraba takildi. Magritte her zaman ki gibi sessiz, agir basli sadece piposunu icmemesini sigara yasagi oldugunu söyledim, son derece kibar bir sekilde anlayisla karsiladi. ( Kültür'ün gözünü seveyim.) Sokrates'i, Platon ve Aristoteles ile yanayana oturtmadim yoksa bir basliyacaklar kaynatmaya biz orada armut gibi kalicaz olmaz dedim, Sokrates'i ineklik olsun diye Marx ev Engels'in ortasina oturttum.
Ilerleyen saatlerde kafalari yavas yavas bulmaya basliyoruz, Magritte bir ara kivirir gibi yapti ben artik gideyim, esim merak eder, dediysede Marx'in heybetli sakallarinin arasindan cikan lâf ile oturdu yerine. Nietzsche, bir ara sakin bir sekilde Magritte'nin kulagina egilip,
- Bir daha erkenden kalkip gitme numarasi yapma, kirk yilin basi bir araya geldik... Zaten deliyim, isiririm kulagini tek kulak ile sende VAN GOGH gibi resim yapmaya baslarsin, dedi. Magritte'nin oturdugu yere cakildigini hisseder gibi oldum.
Meyhane'nin duvarlarinda cesitli yazilar vardi, tabii bazi deyisler bunlara ait olunca basladilar bu söylenenleri tartismaya, bende bir ara Istanbul'daki bazi meyhanelerin duvarlarindan not ettigim deyisleri okumaya basladim.
Nietzsche, önce bira icicem dediysede daha sonra hepimiz gibi kirmizi saraba takildi. Magritte her zaman ki gibi sessiz, agir basli sadece piposunu icmemesini sigara yasagi oldugunu söyledim, son derece kibar bir sekilde anlayisla karsiladi. ( Kültür'ün gözünü seveyim.) Sokrates'i, Platon ve Aristoteles ile yanayana oturtmadim yoksa bir basliyacaklar kaynatmaya biz orada armut gibi kalicaz olmaz dedim, Sokrates'i ineklik olsun diye Marx ev Engels'in ortasina oturttum.
Ilerleyen saatlerde kafalari yavas yavas bulmaya basliyoruz, Magritte bir ara kivirir gibi yapti ben artik gideyim, esim merak eder, dediysede Marx'in heybetli sakallarinin arasindan cikan lâf ile oturdu yerine. Nietzsche, bir ara sakin bir sekilde Magritte'nin kulagina egilip,
- Bir daha erkenden kalkip gitme numarasi yapma, kirk yilin basi bir araya geldik... Zaten deliyim, isiririm kulagini tek kulak ile sende VAN GOGH gibi resim yapmaya baslarsin, dedi. Magritte'nin oturdugu yere cakildigini hisseder gibi oldum.
Meyhane'nin duvarlarinda cesitli yazilar vardi, tabii bazi deyisler bunlara ait olunca basladilar bu söylenenleri tartismaya, bende bir ara Istanbul'daki bazi meyhanelerin duvarlarindan not ettigim deyisleri okumaya basladim.
Dünyanin en cesur yaratiklari insanlardir,
öleceklerini bilerek yasarlar
Madem dünya hic,
gece de
gündüz de
ic.
Sarabin adi kötüye cikmis,
tadi hos
Hele bir güzelle icersen,
daha bir hos.
Bu deyis sonunda Magritte,kadehini kaldirip
- Tüm güzeller icin, dedi. Onun gözlerinin önünde eminimki bir an esi, Georgette geliverdi. Suratina baktim o da bana bakti, sessiz bir sekilde Georgette icin...dedim, anladi dudaklarimdan cikan kelimeyi gülümsedi, tesekkür etti.
Sokrates,
- Hadi Yavuz, devam, kesme bu güzel akisi, deyip bana bakti.
Eger sana icki dokunuyorsa
sen de ickiye dokun.
Horoz ötsün ötmesin,
sabah mutlaka olacaktir.
Marx ve Engels birbirlerine bakip, güzeeelll dercesine bu deyisi onayladilar.
Zirveye cikarken herkese selâm ver, cünkü inerken
onlarla karsilasacaksin.
Sokrates ve Plato birbirlerine bakip, ne güzel dercesine baslari ile onayladilar, Sokrates bu cok güzeldi, hadi iciyoruz...
Insanlar topraktan yaratilmistir,
her an camurlasabilirler,
- Voila, dedi Sartre bir an
- Harika bir deyis, keske bir dônem Tûrkiye'ye gelseymisim.
Basimizdan gecenlere degil, kafamizdan gecenlere icelim.
Büyük Adam olmaya gerek yok,
bizler yalnizca Adam olalim yeter.
Dünyada oturarak basariya ulasan tek canli
tavuktur.
Kant bir an kuvvetli bir kahkaha patlativerdi, bunu Descartes ve ardindan hepimiz izleyip bizlerde kahkahalari koyverdik. Nietzsche ve Marx, biri biyina digeri ise hem biyigina ve sakalina bulasan sarabin damlaciklarini silip gülmeye devam ettiler.
Iyi yaptin hepimizi cagirdin, dedi Nietzsche bir an,
Akilli olup ta dünyanin kahrini cekecegine,
deli ol dünya senin kahrini ceksin.
Hegel bir an Nieztsche'ye dönüp,
- Alinmiyorsun degilmi ? diye sorunca, Nietzsche'de ona dönüp,
- Sen diyalektigin ile ilgilen, bulasma bana. Akan sularin temizligine karar verdinmi? Diye gümümsedi. Magritte halen bu adamin yaninda oturmaktan hafif korkar gibi, kulagini ona dönmüyor adeta.
Dal rürgarlari affetmisse de kirilmistir bir kere...
Esek nereden bilecek ki zevki sefayi; sor bakalim
hic cekmis mi kafayi ?
Nietzsche, basti kahkahayi, arkasindan tüm grup dakikalarca güldük.
Bir ara, Sokrates bana ,
- Yavuz, her kadeh kaldirista SEREFE diyorsun kim bu veya neden , ne demek istiyorsun yani bununla, diye sordu. Bende ona,
- Dinle o zaman sakalli, dedim.
Bir zamanlar icki icmek bir adap bir usül isiymis. Icki masasina oturan agir agbiler, bizler gibi yani, icmeye baslamadan önce kendi aralarinda su anlasmayi yaparlarmis;
" Arkadaslar, bu meret sisede durdugu gibi durmaz, her ne kadar yakin ahbap olsak da
bir süre sonra cenemizin bagi cözülür ve olmadik seyler söyleyip
sonradan pisman olacagimiz seyleri anlatabiliriz. Bu masada konusulan
ve anlatilanlar sadece ve sadece bu masada kalacak, söz mü ?
SÖZ...!
SEREFiNE Mi...?
SEREFiNE .....!!!
Iste böyle, o zamandan bu zamana adeta bir yemin gibi bu " serefine" sözünü söylüyoruz...
Hepsi bir an duraksadi, adeta söylesmisler gibi kadehler kalkti ve hep bir agizdan birbirimize ve
birbirimizin gözlerine bakip,
SEREFE... deyip geceyi süsledik.
öleceklerini bilerek yasarlar
Madem dünya hic,
gece de
gündüz de
ic.
Sarabin adi kötüye cikmis,
tadi hos
Hele bir güzelle icersen,
daha bir hos.
Bu deyis sonunda Magritte,kadehini kaldirip
- Tüm güzeller icin, dedi. Onun gözlerinin önünde eminimki bir an esi, Georgette geliverdi. Suratina baktim o da bana bakti, sessiz bir sekilde Georgette icin...dedim, anladi dudaklarimdan cikan kelimeyi gülümsedi, tesekkür etti.
Sokrates,
- Hadi Yavuz, devam, kesme bu güzel akisi, deyip bana bakti.
Eger sana icki dokunuyorsa
sen de ickiye dokun.
Horoz ötsün ötmesin,
sabah mutlaka olacaktir.
Marx ve Engels birbirlerine bakip, güzeeelll dercesine bu deyisi onayladilar.
Zirveye cikarken herkese selâm ver, cünkü inerken
onlarla karsilasacaksin.
Sokrates ve Plato birbirlerine bakip, ne güzel dercesine baslari ile onayladilar, Sokrates bu cok güzeldi, hadi iciyoruz...
Insanlar topraktan yaratilmistir,
her an camurlasabilirler,
- Voila, dedi Sartre bir an
- Harika bir deyis, keske bir dônem Tûrkiye'ye gelseymisim.
Basimizdan gecenlere degil, kafamizdan gecenlere icelim.
Büyük Adam olmaya gerek yok,
bizler yalnizca Adam olalim yeter.
Dünyada oturarak basariya ulasan tek canli
tavuktur.
Kant bir an kuvvetli bir kahkaha patlativerdi, bunu Descartes ve ardindan hepimiz izleyip bizlerde kahkahalari koyverdik. Nietzsche ve Marx, biri biyina digeri ise hem biyigina ve sakalina bulasan sarabin damlaciklarini silip gülmeye devam ettiler.
Iyi yaptin hepimizi cagirdin, dedi Nietzsche bir an,
Akilli olup ta dünyanin kahrini cekecegine,
deli ol dünya senin kahrini ceksin.
Hegel bir an Nieztsche'ye dönüp,
- Alinmiyorsun degilmi ? diye sorunca, Nietzsche'de ona dönüp,
- Sen diyalektigin ile ilgilen, bulasma bana. Akan sularin temizligine karar verdinmi? Diye gümümsedi. Magritte halen bu adamin yaninda oturmaktan hafif korkar gibi, kulagini ona dönmüyor adeta.
Dal rürgarlari affetmisse de kirilmistir bir kere...
Esek nereden bilecek ki zevki sefayi; sor bakalim
hic cekmis mi kafayi ?
Nietzsche, basti kahkahayi, arkasindan tüm grup dakikalarca güldük.
Bir ara, Sokrates bana ,
- Yavuz, her kadeh kaldirista SEREFE diyorsun kim bu veya neden , ne demek istiyorsun yani bununla, diye sordu. Bende ona,
- Dinle o zaman sakalli, dedim.
Bir zamanlar icki icmek bir adap bir usül isiymis. Icki masasina oturan agir agbiler, bizler gibi yani, icmeye baslamadan önce kendi aralarinda su anlasmayi yaparlarmis;
" Arkadaslar, bu meret sisede durdugu gibi durmaz, her ne kadar yakin ahbap olsak da
bir süre sonra cenemizin bagi cözülür ve olmadik seyler söyleyip
sonradan pisman olacagimiz seyleri anlatabiliriz. Bu masada konusulan
ve anlatilanlar sadece ve sadece bu masada kalacak, söz mü ?
SÖZ...!
SEREFiNE Mi...?
SEREFiNE .....!!!
Iste böyle, o zamandan bu zamana adeta bir yemin gibi bu " serefine" sözünü söylüyoruz...
Hepsi bir an duraksadi, adeta söylesmisler gibi kadehler kalkti ve hep bir agizdan birbirimize ve
birbirimizin gözlerine bakip,
SEREFE... deyip geceyi süsledik.
Geen opmerkingen:
Een reactie posten